HAYAT ,NE YAPARSAN ONU SANA İADE EDER.

28/3/2008

             HAYAT ,NE YAPARSAN  ONU SANA İADE EDER.

Bir babayla sekiz-dokuz yaşlarındaki oğlu dağlarda yürüyüşe çıkmışlardı. Çocuğun ayağı  birden kaydı ve düştü, incinen ayağının sıkıntısıyla haykırdı: "Aaaahhhhhhhhh!"

Sesi karşı dağlardan yankılanıp aynen geri döndü: "Aaaahhhhhhhhh!"

 

Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamış  olan çocuk çok şaşırdı ve merakla bağırdı:

 

"Kimsin sen?!"

Cevap gelmekte gecikmedi:

"Kimsin sen?!"

Çocuk bu cevaba öfkelendi: "Korkak!" Cevap aynıydı: "Korkak!"

Bunun üzerine babasına  dönüp sordu: "Neler oluyor baba, anlamıyorum?" Babası gülümsedi ve "Dikkat et oðlum" dedi. Sonra da karşı dağa doğru bağırdı:

"Her şey çok güzel!" Dağdan gelen ses cevapladı: "Her şey çok güzel!" "Seni seviyorum!" "Seni seviyorum!"

Çocuk hâlâ hayret içindeydi, ama yine de anlayamamış­tı. Daha sonra babası açıkladı:

"insanlar buna 'yankı derler, ama o aslında hayatın ta kendisidir. Söylediğin ya da yaptığın her şeyi

aynen sana iade eder. Hayatımız, yapıp-ettiklerimizin bir yansımasın­dan başka bir şey değildir. Dünyanın daha sevgi ve adalet dolu olmasını istiyorsan, kendi kalbini sevgi ve adaletle dol­durmalısın. Başkalarının şefkatli olmasını istiyorsan, senin şefkatli olman gerekir. Bunu her şeye uygulayabilirsin: ha­yat ona ne verdiysen, onu sana aynen iade eder."


--
BİR ÖĞRETMENDE SEVGİ OLMAZSA,ÇOCUKTA NE KAREKTER NEDE ZEKA GELİŞİR.

 

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

NOEL BABA

30/12/2007

Noel Baba

Yılbaşı Hz.İsa'nın doğum günü kabul edildiği için Hıristiyanlar tarafından kutlanır.Noel babanın hediye bırakması, çam ağacının süslenmesi gibi   adetler tamamen Hıristiyan  toplumunun kültürüdür.     

   Noel Baba ,yüzyıllar önce yaşamış bir Hıristiyan rahibin figürüdür.Adı Aziz Nikolas'tır.Bu Aziz Nikolas isimli rahip noel geceleri bazı evlere çeşitli hediyeler bırakırmış.Aziz Nikolas ,Hıristiyanlar tarafından çok sevilen bir din adamı olduğu için ,onun anısını yaşatmak adına ,bazı hristiyanlar Noel Baba kılığına girip hediyeler dağıtır.

Dolayısı ile Noel Baba eksenli yılbaşı kutlamalarının bizim kültürümüzle hiçbir ilgisi yoktur. Ülkemizde bir kısım medya tarafından , yılbaşı kutlamalarının bu kadar abartılması ve halkı bu kutlamalara teşvik edici tutumlar sergilemesi doğrusu beni rahatsız etmektedir. Çünkü bu tür propagandalar yeni nesli kendi öz değerlerinden koparıp batılıların hayat tarzına alıştırmakta, giderek onları benimsemeye, onların inanç ve tarzlarına uymaya yol açmaktadır. Oysa ki kendi öz kültürümüzde; Nasreddin Hocalar, Hacivat ile Karagözler, Mevlanalar, Aşık Veyseller, Battalgaziler, Kel oğlanlar, Bir Çağ açıp bir çağ kapatan Fatihler… gibi daha binlercesi  ile müthiş bir zenginlik arz etmektedir. Bunlar bizi biz yapan değerleri ve daima genç neslin hayatına örnek teşkil edecek yaşamları ile birer elmastır. Kasıtlı olarak bazı medya organları bunları bir tarafa itip batı kültürünü bizlere empoze etmektedirler.

            Şimdi soruyorum size;

Hiç her hangi bir Batı Ülkesindeki vatandaşlar tarafından Nasreddin Hoca Haftası veya Mevlana Haftasının kutlandığını duydunuz mu ? Bizi biz yapan değerlere sahip çıktıkları, kutladıklarını duydunuz mu? Biz onların sevgililer gününü, anneler gününü, babalar gününü, podyumlar-mankenlik ajansları, gazino, disko bar, balo… gibi saçma sapan kültürlerini almışız. Bize güzel şeyler verecekse insanlığımıza ahlakımıza bir değer katacaksa amenna, bunların hepsi batı kültürü bize ne gibi değer katabilir ki! İnsanların ahlakını bozmaktan başka.

Yılbaşını kutlamak için en masum gerekçeleri; evimizde televizyon seyredip, çerez yiyoruz, masum bir şekilde yeni yılı karşılıyoruz. Bunun ne zararı olabilir?" deniyor . Ancak bu masum denilen kutlamanın çocuklara nasıl bir etki yaptığı ve yeni kuşaklar tarafından nasıl algılandığı düşünülmüyor. Yeni nesilde yılbaşını çok normal ve hatta kutlanmadan olmayacakmış gibi algılıyor. Hatta yılbaşı gecesi güzel ve mutlu bir şekilde geçirilirse bütün yılın güzel ve mutlu geçeceği gibi saçma bir inanışa aldanıyor.

Mevla bizi saçma sapan inanışlardan bize ait olmayan kültürlerden muhafaza eylesin

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

TÜRKÜN SESİ

17/7/2007

SEÇME

Kategori: TuRKuN SESi

Türk milleti, oy vermeye koşarken,
Sana alt kimliği, biçeni seçme.
BOP’ta eşbaşkanım, diye şişerken,
Başına çuvallar, geçeni seçme.

Samimi Müslüman, geçinip gûya,
Salyangoz getirdi, Müslüman köye,
Hoş görünmek lâzım, Batıya diye,
Kilise yapıpta, açanı seçme.

Kerkük benim çizgim, diye savurup,
Çiğnetmem diyerek, halka söz verip,
Sonra eşkiyayı, Kerkükte görüp,
Sözünü yutupta, kaçanı seçme.

Unutma, Kıbrısı başından attı,
Kahramana vurdu, uşağı tuttu,
Rum düdüğü oldu, Türklere öttü,
Kölelik yolunu, seçeni seçme......

Gürcülüğü, öz kimliği sayarken,
Barzaniye muhabbeti duyarken,
Her bölgede, başka kimlik giyerken,
Türke nefretini, saçanı seçme.

Oynanırken yurtta, kirli bir oyun,
Can alırken dağda, Batılı mayın,
Şehidime kelle, köpeğe sayın,
Diyerek yürekler yakanı seçme.

Türk evladı, sahibisin vatanın,
Torunusun, vatan yapan atanın,
Sille ol yüzüne, vatan satanın,
Vatanı pazara, çekeni seçme.

Aşiret artığı, devlet’im, derken,
Kandilde eşkiya, yuvası varken,
Koltuğundan korkan, Batıdan ürken,
Sessizce uzaktan, bakanı seçme.

Kahpe katillere, öfkemiz derin,
Kanı sorulmalı, subayın, erin,
Bırakın vuralım, diyen askerin,
Önüne engeller, dikeni seçme.

Pentagona emir kulu olanı,
Arkasına düşmanımı alanı,
Brüksel sözünü, emir bileni,
Batıya boynunu, bükeni seçme.

Üstüne çekeni, mağdur postunu,
Sermaye kulunu, patron dostunu,
Zenginlerin doldururken tastını,
Köylünün dişini, sökeni seçme.

Barzani isimli, yabani davar,
Diyor, meclistede adamlarım var,
Vekil maskeliler, düşmanı över,
Onları meclise, sokanı seçme.

Koltuğu görünce, gömlekten cayıp,
Batının emrine eksiksiz uyup,
Kilisede özel hilatlar giyip,
Havrada madalya takanı seçme.

Aldanma sen, tiyatroluk sözlere,
Özel çekim, başörtülü kızlara,
İslâm dini, perde değil gözlere,
Din ile perdeyi, çekeni seçme.

Ey milletim, bütün dünya vururken,
Bölücüler, ham rüyalar görürken,
Milliyetçi Hareketin dururken,
İzni Pentagondan, çıkanı seçme


İlhan Esen

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

SÖZE GEREK YOK

17/7/2007

Söze Gerek yok

Hadi, merak ediyorum:
Geyik yapan, yabancı müzikler yayınlayan, popüler kültür yazan, çiçeklerden böceklerden bahseden, günlük tutan, şiirlerini veya denemelerini vitrine koyan vs... kısacası konusu siyaset olmayan, düz tabirle lay lay lom yapan; ama vatanını seven, acımızı paylaşan, varlığının ve bu varlığın kaynağının farkında kaç blogger "konsept" (!) derdine düşmeden bu videoyu yayınlayabilir blogunda?
Bu, siz evinizde blogunuzu rahatça yazın diye (!) kendini feda edenlerin videosudur.
Söze gerek yok...

http://gndm.blogspot.com/2007/06/sze-gerek-yok.html   DEN ALINMIŞTIR

 

İZLEMEYE YÜREĞİNİZ DAYANIRSA,YAYINLIYORUM BEN DE..

http://www.youtube.com/watch?v=htjm0DxGF4g

BU SAYFADAN EMBED KOD ALABİLİR VE DAHADA İBRET VİDEOLARI İZLEMENİZ MÜMKÜN

 


ÖLÜRÜM YOLUNA ÖLÜRÜM VERMEM ELE..

Tarih:1/7/2007 17:41 - 0 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı


TÜRKİYE ŞEHİTLERİNE AĞLIYOR

Tarih:28/6/2007 00:04 - 3 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

Türkiye şehitlerine ağlıyor şu anda.Ve her geçen gün....

Peki bizler neden bu olayları milli sorun haline getirmiyoruz hadi Türkiye yeter genc fidanların yok olmasına izin veriyoruz hadi herkes evlerine bayrak asalım buda bizim kampanyamız olsun

 


İMPARATORLUK MU DEVLET Mİ?

Tarih:27/6/2007 12:45 - 0 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

Osmanlı Devleti için imparatorluk deniliyor.Bu yanlış bir tabirdir çünkü adı geçen bu kelime sömürgeci devletler için kullanılır ama bizim atamız olan Osmanlı Devleti sömürgecilik yapmamıştır.Ayrıca hiçbir Osmanlı Devlet arşivinde imparatorluk kelimesi geçmemektedir.Ama bazı bilim adamları Osmanlı Devleti için imparatorluk kelimesini kullanmakta bunu demelerinin amacı ise Osmanlı Devletini sömürgeci göstermek değil büyük ve güçlü göstermek istediklerindendir.Başka bir hususta Osmanlı Devleti eğer sömürgecilik yapsaydı bugün Ermenistan,Yunanistan … gibi ülkeler milli birliklerini kuramazlar Türk adıyla anılırlardı.


TÜRKİSTAN KELİMESİ

Tarih:24/6/2007 17:34 - 3 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

Türk kelimesinin  Farsça istan ekiyle birleşmesiyle Türklerin ülkesi manasına gelen bu kelimenin ifade ettiği coğrafya Rus basınında oldukça suistimale uğramaktadır.Türkistan kelimesinin ifade ettiği coğrafya 16 haziran 1924  tarihinde Sovyetlerde alınan bir kararla Orta Asya kelimesi geçirilmiştir.Bunun sebebi ise Türklerin birleşme ülküsünden korktukları içindir.Orta Asya kelimesi bilim dünyasında daha çok Moğolistan  Doğu Türkistan ve Tibet bölgesi için kullanılmaktadır.

Ayrıca Rusya Ermenistan’ın  Azerbaycan Türk Devletine ait olan Karabağ’ı işgal etmesine göz yummuştur.

Bir başka hususta  papaz ve sosyolog olan İlminski Çarlık Rusya’ya sunduğu bir raporda kavim kavim bulunan ve başka isimlerle anılan Türkleri ayrı bir millet olarak göstermek istemiştir.Bu durumda Rusya’nın işine gelmiş Türklerin aleyhine gelişmiştir.

Rusya Azerbaycan  Türk Devletinden sömürdüğü madenlerle gelişmiştir.Ama bu madenleri Azerbaycan Türk Devleti kullansaydı adı geçen bu ülkenin vatandaşının geliri İsviçre’ninki ile aynı olmakla beraber bu ülkede yapılan dairelerin tuğlalarında yarım santim altın kullanılabilirdi.

Rusya kavim kavim bulunan Türklere ayrı bir alfabe oluşturmuştur.Yer yüzünde hiçbir dilin iki alfabesi yoktur.Ama Türkçenin birden fazla alfabesi vardır.Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk Latin alfabesini çevremizde bulunan Türklerle kavuşmayı sağlamak için  kabul etmiştir.Bunun üzerine Rusya harekete geçerek egemenliği altında bulunan Türklere ayrı bir alfabe oluşturmuştur.

Bu bilgiler Prof. Dr. Abdülkadir Yuvalı hocanın ders notları,Prof. Dr. Turan Yazgan’ın konferansındaki tutulan notlar ve Prof.Dr.Zeki Velidi Togan Yeni Türkistanda’ki makalesinden alınmıştır.Türklüğe büyük hizmetleri dokunmuş bu insanları saygı ile anıyorum


DAVET

Tarih:16/6/2007 10:57 - 4 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

DÖRT NALA GELİP UZAK ASYADAN

AKDENİZ E BİR KISRAK BAŞI GİBİ

UZANAN

BU MEMLEKET BİZİM

BİLEKLER KAN İÇİNDE

DİŞLER KENETLİ

AYAKLAR ÇIPLAK

VE İPEK BİR HALIYA BENZEYEN TOPRAK

BU CEHENNEM BU CENNET BİZİM

KAPANSIN EL KAPILARI BİR DAHA AÇILMASIN

YOK EDİN İNSANIN İNSANA KULLUĞUNU

BU HASRET BİZİM

YAŞAMAK BİR AĞAÇ GİBİ TEK VE HÜR

BU DAVET BİZİM


PARKA

Tarih:27/5/2007 12:19 - 2 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı



Her aksam o köseye asilirdi o parka
Paltoya para yokki ondan alindi parka
Bir sabah onun sirtinda çikti gitti o parka

Dedenin üç ayliktan alinmisti o parka
Kirli yesil bir renkti eskiceneydi parka
Ust cebi sökülmüstü kullanilmisti parka
Bir sabah onun sirtinda çikti gitti o parka

Parkasiyla vurulmus yatar iken buldular
Dört hain kursun degmis delik desikti parka

Baba eski tornaci gözünü çapak almis
Dede bir bacagini sakaryada birakmis
Ananin gözü yasli umut ona baglamis

Küçük kardesi bu yil siyasal'a gidecek
Paltoya para yokki o da parka giyecek
Ananin gözü yasli delikleri dikecek
Bir sabah onun sirtinda çikti gitti o parka

Parkasiyla vurulmus yatar iken buldular
Dört hain kursun degmis delik desikti parka

<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********>


BARIŞ MANÇO NUN FRANSIZ SPİKERE VERDİĞİ MUHTEŞEM DERS

Tarih:4/5/2007 15:23 - 2 Yorum - Yorum yaz - Bağlantı

 

Barış Manço Fransa'da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur.

Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir sürekli, "İşte Türk, yani barbar, vahşi vs..." demektedir.

Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yanınızda kâğıt para var mı?" diye sorar!

Bu soruya spiker şaşırır ve "evet var ama ne olacak" der. Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır.

 

Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında Anahtar adlı şarkısını söylemiştir.

Bu şarkının bir bölümü şöyledir: "Beş Akif bir Saat Kulesi, iki Kule bir Fatih, beş Fatih bir Mevlana, İki Mevlana bir Sinan"

Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda da adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir.

 

Barış Manço spikere sorar: "Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim?"

Spiker: "General......." Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır, "General.......", "Amiral...........", "Komutan............." spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır.

Spikere derki:

"Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy'dur. şairdir.

Bu fotoğraftaki kişi Mevlana'dır. Düşünürdür.

Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür.

Bu paradaki kişi ise Atatürk'tür. "Yurtta barış, dünyada barış" diyen kişidir.

Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamlarımızın fotoğraflarını bastık.

Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışnız!" der.

Barış Manço'nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir


Yorum (0) Kalıcı Bağlantı

AKP'NİN 100 fiyaskosu

2/7/2007

AKP Hükümetinin 5 yılını değerlendiren bir ziyaretçimiz AKP nin 100 fiyaskosu başlıklı bir sunum hazırlamış.

İnançlı Kesimi Derinden Yaralayan Sözler ve İcraatlar

Not: Buradaki tüm maddeler, doğruluğu araştırılarak hazırlanmış, bu konuda hassas olunmaya çalışılmıştır.

İftiracı konuma düşmekten Allah’a sığınırız.

 

1. Başbakan Erdoğan bir Amerikan gazetesine yazdığı makalede Irak’a savaşmaya giden ABD’li askerlere dua etti:

“Irak’ta savaşan ABD’li kahraman bay ve bayan askerlere, en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusuyla dua ediyoruz.”

 “We further hope and pray that the brave young men and women return home with the lowest possible casualties, and the suffering in Iraq ends as soon as possible.”

By Recep Tayyip Erdogan
The Wall Street Journal
March 31st, 2003

 

2. Dışişleri Bakanı Gül “Dünya barışı için, barışı korumak için, son 50 senede dünyada en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir.”dedi. (http://www.milliyet.com/2006/05/16/siyaset/siy03.html)

 

3. Yirmibeş İslam ülkesinin sınırlarını değiştirip hepsini Irak gibi  yapma projesi olan ABD kaynaklı BOP’la ilgili Sayın Gül’ün görüşü: “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Türkiye’nin dış politika ilkelerine uygun. ABD ile hareket ediyoruz. Amacımız İslam ülkelerine özgürlük ve demokrasi getirmek.” (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=181295)

Not: Vatandaşlarımızın 72’si BOP’u tehlikeli görüyor.(25.07.2004 – Yeni Şafak)

 

4. Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın diyor ki:

“Ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim, büyük zevk duyuyorum.”

(II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt:2 sayfa:375)

 

5. Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı yapılan Sayın Mehmet Aydın, İslam dinini Müslüman olmayanlara tebliğ etmeye ‘en DİNSİZCE hakarettir’ dedi:

“Bazı müslüman kardeşlerimiz diyor ki yahu bir fırsat düştü, müslümanlığı anlatalım hıristiyanlara; Allah belki hidayetini gösterir. (Diyalog çalışmalarında)… işin ucunda bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en DİNSİZCE bir hakarettir.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri cilt:2 sayfa:322)

 

6. ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz: “Biz Irak’a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Tayyip Erdoğan bize cesaret vermiştir.” (Irak işgalinden üç ay önceki Türkiye ziyareti esnasında yaptığı açıklamadan.)

 

7. Erdoğan,  AJC örgütünden bugüne kadar “cesaret ödülü” alan 10 kişi içinde Yahudi olmayan tek kişi. 

Tayyip Erdoğan’a “cesaret ödülü” veren  “American Jewish Congress” (AJC) adlı kuruluş, WJC’ye bağlı.

Theodore Herzl tarafından Dünya Musevilerini bir “ulusal yurda” kavuşturma amacıyla 19. yüzyıl sonunda kurulan “World Jewish Congress” (WJC) İsrail devletini kurmakla amacını gerçekleştirmiş bir Yahudi teşkilatıdır. 

Daha önce AJC tarafından 10 kadar kişi ödüle lâyık görülmüştü; bunlar arasında İsrailli veya Musevi olmayan tek kişi Tayyip Erdoğan. Listede İsrailin önemli bütün başbakanları var. Türkiye başbakanına bu ödülün verilmesi de, verildiği mekân da anlamlı: HSBC bankasının New York merkezi... (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2004/SUBAT/05/tkivanc.html)

 

8. Bush, Erdoğan’a “Sen ne harika bir adamsın” dedi. (You are a great man) Kasım 2004

 

9. Çeçenler Rusların dilinde terörist. Erdoğan 3 Kasım seçimi sonrası AKP genel başkanı olarak 170 kişilik heyetle ziyaret ettiği Rusya’da teröre karşı işbirliğinden söz etti.

 

10. Erdoğan genel başkan sıfatıyla gittiği Çin’de de şöyle dedi:

“Tek Çin anlayışını destekliyoruz. Çinin toprak bütünlüğü konusunda Türkiyenin herhangi bir tereddüdü yok, saygısı vardır. Terörün dini, milleti, ırkı olamaz.”

(Çin, işgal ettiği Doğu Türkistan’ı kendi toprağı sayıyor. Özgürlük mücadelesi veren 30 milyon Uygur Türkü kardeşimize de terörist diyor. Tayyip Bey’in sözü bu manada nasıl değerlendirilecek?)

(Tayyip Erdoğan, diline pelesenk olduğu üzere, Pekinde de “Han, Mançur, Moğol, Doğu Türkistanlı, Tibetlisi ile Çin bir büyük mozaiktir. Bu da büyük zenginliktir” demeliydi (!) alıntı)

 

11. Yurtdışı turları ve ilginç temasların ardından Erdoğan, milletvekili oldu. Aradan dört buçuk yıl geçmesine rağmen AKP “Acil Eylem Planı”nı bile tatbik edemedi.

 

12. Kuzey Irak’ta askerlerimizin başına çuval geçirildi. Buna ciddi hiçbir tepki gösterilemedi.

 

13.Üstelik ağır ve ciddi çuval olayı sonrası “ABD’ye nota verecek misiniz?” sorusuna başbakan şöyle veciz(!) bir cevap verdi: “Bu müzik notası değil. Öyle aklınıza her estiğinde verilmez. Ağırlığı ve ciddiyeti vardır.” (http://www.hurriyet.com.tr/agora/article.asp?sid=1&aid=2257)

 

14. Erdoğan’dan enteresan bir açıklama: “Amerika’nın düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi; Diyarbakır işte bu proje içinde bir yıldız, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım.”

(15 Şubat 2004, Kanal D, Teke Tek Programı) 18.02.2004. Hürriyet Gazetesi, sayfa: 20.

 

15. Sözde Ermeni Soykırımı meselesinde Dışişleri bakanlığı, yetersiz kaldı. Üstelik Sözde Ermeni soykırım yasasını kabul eden ülkelere yenileri eklendi: İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda (2004), Polonya (2005), Litvanya (2005), Arjantin (2006)…

 

16. 1 Mart Tezkeresi reddedilmesine rağmen, bir genelgeyle, ABD’nin savaş araç-gereçleri Türkiye üzerinden nakledildi.

 

17. İsrail’in talebiyle ve onun güvenliği için,  kamuoyuna rağmen Lübnan’a asker gönderildi.

 

18. Başbakan Erdoğan, İspanya Başbakanıyla beraber Medeniyetlerarası İttifak(!?) eşbaşkanı oldu.

(Medeniyetler arası ittifak, Dinlerarası diyaloğun diğer bir ismidir.Gösterilen tepkiden dolayı, medeniyetler arası ittifak ifadesi kullanılıyor.)

 

19. Başbakan Erdoğan, BOP’un da (Büyük Ortadoğu Projesi) eşbaşkanı oldu. İkinci başkan, Bush.

 

20. Erdoğan, Gül ve bakanların baskısına rağmen 1 Mart tezkeresine ‘hayır’ diyen milletvekilleri, 22 Temmuz seçiminde aday gösterilmediler.

 

21. Tezkereye ‘evet’ denmesini isteyen Erdoğan “Her zaman ‘hayır’da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde" dedi.

 

22. Erdoğan, tezkere geçse de geçmese de ABDnin harekatta kararlı olduğunu belirterek, Türkiyenin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi olduğunu söyledi ve tezkerenin çıkmaması halinde Türkiyenin ekonomik olarak çok sıkıntıya gireceğini ifade etti.

(Hatta Erdoğan’ın “Tezkereye hayır diyen, bana hayır demiş olur”… “Tezkere geçmezse memur maaşlarını ödeyemeyiz” dediği ifade edildi.)

 

23. Devlet Bakanı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, tezkerenin yararlarını sıraladı: “ABD ile her platformda stratejik ortaklığımız artarak gelişir.”

(Irak’a ve Iraklılara yapılanlar da mı?)

 

24. AKP önderleri tezkerenin geçmemesi durumunda olacakları da hatırlattılar:

“Tezkereyi reddetmemiz Müslüman ülkelerden destek bulsa da dünyada etkili bir güce sahip olan Yahudi lobisinin desteğini kaybederiz.”

 

25. Irak savaşında ABD’ye verilen destek, KREDİ pazarlığına dönüştü.

Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında Başbakanlıka giden Dışişleri Müsteşarı, ABD Büyükelçisi Pearsonın getirdiği ABD önerilerini hükümetin onayına sundu. (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=66614)

· Türkiyenin asgari “6 milyar dolar hibe”, “20 milyar doları bulan kredi” ve “ticaret desteğini” içeren seçenek üzerinde durduğu, bu seçeneğin hibe bölümünü artırmak üzere pazarlık ettiği öğrenildi.

· 92 milyar dolarlık bir kayıp faturası gündeme getiren Ankara, 2003te 25, sonraki dört yılda 15-17 milyar dolar desteğe ihtiyaç duyulabileceğini belirtti. ABD, Türk ekonomisini ayakta tutma güvencesi verdi.

 

26. CIA’nin işkence uçakları hava sahamızı ve hava limanlarımızı kullandı. (www.aksiyon.com.tr)

 

27. Milli Savunma Bakanı  Vecdi Gönül açıkladı: “Irak savaşında ABD , İncirlik’i kullandı ve buradan 4 bin 990 sorti gerçekleştirdi.” (Vecdi Gönül’ün “Los Angeles World Affairs Council” adlı kuruluşun düzenlediği konferansta yaptığı “Avrasya’da değişen güvenlik ortamı ve Türkiye’nin stratejik önemi” konulu konuşmasından.) AA

 

28. Erdoğan ve Gül, 29 Ekim 2004 tarihinde AB Anayasası’nı imzaladılar. Nerede? “Bütün Türkler yok edilmeden Hristiyan dünyası rahat etmeyecek.” diyen Papa Cixtus’un (1585-1590) heykeli altında, manevi huzurunda…

 

29. AB müzakere haberi, Kızılay’da gündüz gözüne havai fişeklerle kutlandı.

 

30. Erdoğan “Küresel sorunlarla mücadelede dünyanın ABD’ye ihtiyacı olduğunu; Türkiye ile ABD’nin temel hedeflerinin örtüştüğünü” söyledi. (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/HAZIRAN/11/p01.html)

 

31. AKP milletvekili Ömer Çelik, kadınları tecavüze uğrayan ve ülkesi işgal edilmiş Iraklı direnişçilere:

“Katiller sürüsü!” dedi. (21.08.2004 – Vakit)

 

32. Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu, Amerikalılara Tayip Erdoğan hakkında, “Bu adamı kullanın!” dedi.

İşte American Enterprise Institute adlı düşünce kuruluşundaki konuşmanın teyp kaydı:

This man is an honest man. And he has his own beliefs and he is true to his beliefs. Please try to... Id say "exploit"(sömürmek,istismar etmek, kendi çıkarına kullanmak) is a bad word, but kullanmak or use... (Zapsu burada Türkçe kullanmak sözcüğünü telaffuz ediyor ve İngilizce nasıl denir anlamında dinleyicilere bakıyor ve bir Türk dinleyicinin hatırlatması üzerine sözlerine devam ediyor) take advantage of this man. Because this person has so much credibility, because of his own beliefs in the Muslim world and he believes in the Western style democracy. I think instead of pushing him down, putting him to the drain, use... Here and in Europe you should take advantage of that. This is my offer... (http://www.milliyet.com.tr/2006/04/12/siyaset/axsiy02.html)

 

33. En büyük ortaklarından biri Yunan Kilisesi olan National Bank af Greece(NBG), ülkemizden banka satın aldı. ( Fakat aynı Yunanistan, Ziraat Bankası’nın Atina’da şube açmasına izin veriyor mu?)

 

34. Başbakan Erdoğan; “etnik, coğrafi ve dini temele dayalı ekonomik birliktelikleri, küreselleşme sürecinin reddettiği bir durum olduğu için, doğru bulmadığını” söyledi.Etnik denilen: Orta Asya Türk Devletleri. Coğrafi denilen: Komşularımız. Dini denilen: İslam Ülkeleri… (AB ile ABD bize yeter denilmek mi isteniyor?)

 

35. 4928 No.lu ve 15.07.2003 tarihli Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da ‘cami’ kelimesi ‘ibadethane’ olarak değiştirilerek apartman kiliselerinin önündeki yasal engel kaldırıldı.

(25173 sayılı Resmi Gazete - Yayın tarihi:19 Temmuz 2003 Cumartesi)

 

36. Van Akdamar Kilisesi’nin onarımını Başbakan  gizlice denetledi. ( Peki ama niçin gizli?..)

Erdoğan, Hakkariden Vana gelirken beklenmedik bir şekilde Van Gölü üzerindeki Akdamar Adasına indi. Görevli bekçinin dışında hiçbir yetkilinin bulunmadığı adaya konan helikopterden inen Erdoğan ve beraberindeki bakanlar, Ermeni Kilisesindeki restorasyon çalışmalarını inceledi. Hakkariden havalanan diğer 2 helikopter, Van Ferit Melen Havaalanına inerken protokol üyeleri bir süre Erdoğanın içinde bulunduğu diğer helikopteri bekledi.

(Yetkililer, Başbakanın Akdamar Adası ziyaretiyle ilgili ısrarlı soruları cevapsız bıraktı.) 21.11.2005

· Bu denetlemeden 16 ay sonra (Kur’an Kursu yıkımından 5 gün önce), onarılan kilisenin açılışı gerçekleştirildi.

3 yıl süren bu kilise tamiratının yaklaşık 3milyon YTL’ye (3 trilyon lira) mal olduğu belirtildi.

 

37. “Kur’an Kursu Yıkımı” ülke tarihinde bir ilk oldu.

Tarih: 3 Nisan 2007 ( Mevlid kandilinden 3 gün, Akdamar Kilisesi açılışından 5 gün sonra…)

Yer: Kasımpaşa ( Sayın Erdoğan’ın mahallesi…)

· Yüzlerce polisin hazır bulunduğu yıkımda cemaate biber gazı sıkıldı.

· Yıkımı Beyoğlu Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri yaptı.

· Büyük Piyale Kur’an Kursu, “yürütmeyi durdurma kararına rağmen” yıkıldı.

(30 günlük yürütmeyi durdurma kararı: İstanbul 5. İdare Mahkemesi. Esas No: 2007/647)

· Tüm ısrarlara rağmen yıkım için okullar kapanana kadar (2 ay) beklenmedi.

 

38. Kur’an Kursu Yıkımına şöyle gelindi:

·  “Piyalepaşa Câminin etrafının açılması için Anıtlar Kurulu’nun kararıyla kursun kaldırılacağı” bildirildi.

· Dernek mensupları, aylar süren koşturmacayla ilgililerle görüştüler. “Bu kursta 1959’dan beri binlerce talebeye hizmet verildiğini, yıkımın yanlış olacağını, kendilerine proje ve imkân verilirse, kursu, câminin mîmârî yapısına uygun hale getireceklerini” söyledilerse de kabul ettiremediler.

 

39. Yıkımla ilgili tavırlar gittikçe sertleşti. Önce çözümden bahseden Bakan Mehmet Ali Şahin sonra tavrını değiştirdi. Zira parmaklar yukarıları işaret ediyordu. Şöyle ki:

· Dernek mensupları, vakıfların kendisine bağlı olduğu Bakan Mehmet Ali Şahin’le görüştüler. Bakan Bey, derhal İstanbul Vakıflar Bölge Müdürü’yle görüştü. Görüşme bittikten sonra da dernek mensuplarına, “Kur’an kursunun yıkımının yanlış olacağını” söyledi ve “Rahat olun” deyip uğurladı.

· Ancak Bakan Bey, daha sonra İstanbul’a bir geldiğinde, “Kur’an kursu binasının câmiyi kapattığını” söylüyordu.

 

40. Kur’an Kursunu yıkanlar, kursun kaçak olduğunu söyleyerek kamuoyunu yanılttılar. “Derneğe başka bir yer gösterdik kabul etmediler ” yalanını söylediler. İşte o yerler (!):

· Sinan Paşa Câmii’nin avlusundaki tamamlanmamış bina.

(Hem burası hakkında da yıkım kararı vardı; hem de yıkımdan sonra burayı da vermeyeceklerini söylüyorlardı)

· Kulaksız’daki Okçular Tekkesi ile Okçular Tekkesi’nin yanındaki top sahası.

(Bu iki yer daha önce Beyoğlu Belediyesi’ne verilmişti. Belediye “Buraya çivi bile çaktırmam” diyordu.)

· Sütlüce’deki Elif Tekkesi (Büyükşehir Belediyesi burayı da kesinlikle vermeyeceğini söylüyordu.)

 

41. Kur’an  Kursunu yıkanlar KUL HAKKINA  ne kadar dikkat ettiklerini göstermiş oldular.

Çünkü Kur’an kursunun bulunduğu vakıf arsası, dini ilimlerin okutulması için vakfedilmişti.

Vakfın dini hükmü şudur : Bir yer, ne şartla vakfedildiyse kıyamete kadar o iş için kullanılır.Vakfedenin istediği  şart, Allah’ın emri gibidir… Bu vebalin altından kim kalkabilir?

Yıkılan Kur’an kursunun ne için yapıldığı hakkında tarihi kayıt: “Piyale Mehmed Paşa; cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, türbe, çarşı, hamam ve sebilden kurulu bir külliye yaptırmıştır.” (Beyoğlu Belediyesi Web Sitesinden)


42. İçişleri Bakanlığı’nın emri ile, Papa Jean Paul’ün ölümü dolayısıyla tüm yurtta bayraklar yarıya indirildi. İçişleri Bakanlığı, 8.4.2005 Cuma günü tüm resmi dairlerde gündoğumundan-günbatımına bayrakların yarıya indirilmesini istedi.

Emir örneği için: (http://www.istanbul.gov.tr/images/docs/emir.doc)

· Papa için Rusya’da bile bayraklar yarıya inmedi (!?) (Ortodokslar ya, o yüzden indirmemişlerdir…)

· Diyanet İşleri Başkanımız vefat etse hangi ülke bayrağını yarıya indirir?

· Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı vefat etse AKP bayrakları yarıya  indirtir mi?

· Laik bir ülkede müslümanlar aleyhine Papa için bu ayırım niçin yapılır?

· Milli sembolümüz olan bayrağımızın yalnızca bir dinin ruhani lideri için yarıya indirilmesi, o dini kayırma anlamı taşımıyor mu?

 

43. Yeni Papa 16. Benedict’in sevgili Peygamberimiz’i eleştiren sözlerine ciddi bir karşılık verilmedi.

· “Muhammed kılıçla din yaymaktan başka ne yapmıştır…” sözünün alıntı olduğunu söyleyen papaya, hiçbir yetkilimiz “SAYIN PAPA, ÖYLEYSE PEYGAMBERİMİZLE İLGİLİ SİZİN GÖRÜŞÜNÜZ NEDİR?” diyemedi.

 

44. Önce Papa’yla görüşmeyeceğini söyleyen Başbakanımız, aksine Papa’yı uçağın merdivenlerinde karşıladı.

 

45. Erdoğan, “Yahudi karşıtlığı utanç verici bir akıl hastalığının tezahürüdür, katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır” dedi. (http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/HAZIRAN/11/p01.html)

Sorulmaz mı: İslam karşıtı papayı düşmanca konuşmasının ardından uçak merdiveninde karşılamak nedir?

 

46. Orman Bakanı Osman Pepe’nin danışmanı Tacettin Ural, yazmış olduğu kitaba “Papa Bir Puttur” ismini verdiği için bizzat Bakan tarafından istifa ettirildi.

 

47. AKP iktidarı, Danimarka’da yayınlanan ÇİRKEF KARİKATÜRLERE gereken tepkiyi gösteremedi.

 

48. Eyüp Belediyesi’nin Pierre Loti Kahvesinin bulunduğu tepeye “Eyüp Sultan Tepesi” adı verilmesi teklifi, Büyükşehir Belediye Meclisi ve Kadir Topbaş tarafından reddedildi. (14.02.2007 – Zaman)

 

49. Kapalıçarşı’da, Başkan Topbaş’ın misafiri yabancı belediye başkanlarına ilahi eşliğinde içki ikram edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ev sahipliğini yaptığı 4. Dünya Belediye Başkanları Zirvesi’nde toplantıya iştirak eden belediye başkanlarına 14.04.2007’de Kapalı Çarşı’da yemek verdi.

Birlikte Yaşamak Konseri adı altında ‘Demedim mi demedim mi? Gönül sana söylemedim mi?’ ‘Allahu Allah’ ve ‘Aşkın Ateşinde Yanalım Dost Dost’ isimli ilahiler söylenirken içkiler de su gibi aktı.

İslam ülkelerinden gelen Suudi Arabistan’ın Uhud Belediye Başkanı, İran’ın Tebriz Belediye Başkanı, Sudan, Nijerya, Endonezya gibi ülkelerden gelen belediye başkanları yemeklerini tamamlamadan Kapalı Çarşı’dan ayrıldı.

 

50. Erdoğan 2002 seçimi öncesi Of’ta şöyle dedi: “Türkiye’de 30’a yakın etnik grup ve 4 hak dine mensup herkesi kucaklıyoruz”. (http://www.yenisafak.com/arsiv/2002/temmuz/12/p3.html)

Erdoğan birden fazla hak din ifadesini  3. Din Şûrâsı’nda da tekrarladı: “Bütün gerçek din ve inançlar, insanlığı hayra, iyiliğe, güzelliğe çağırmıştır.” (21/9/2007 Vakit)

(Halbuki Kur’an’a göre tek hak din İslamdır. Bütün peygamberler İslam peygamberidir.)

Kur’an’da Hz. İbrahim için “Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir MÜSLÜMANDI” deniyor. (Âli İmran, 67)

Yine Şûrâ Suresi 13. ayette İbrahim, Musa ve İsa peygamberlere gönderilenle peygamberimize gönderilen dinin aynı olduğu ifade edilmektedir. Birden fazla hak din olduğu söylense de:  “Allah katında din İslam’dır” (Âli İmran, 19)

 

 

51. Antalya’da Dinler Bahçesi açıldı. (Aralık 2004)

 

52. Şanlıurfa’ya da “Dinler Parkı” açmaya kalktılar. Urfalıların Dinler Parkı’na tepki göstermesi üzerine proje “Halepli Bahçe” adıyla değiştirildi.

 

53. Müslümanları belirli mahfillere şikayet eden Tayyar Altıkulaç’ı milletvekili ve TBMM Milli Eğitim Komisyonu başkanı yaptılar. (Altıkulaç’ın  şikayetlerinin yer aldığı belge: Kenan Evren ve Konsey üyelerine sunulan Diyanet İşleri Başkanlığı Brifingi 1981, sayfa:77-80.)

 

54. İslami cemaatlerden kopan ve onlarla mücadeleye girişen bazı kişiler seçimlerde liste başı yapıldı. Hemde seçmen desteği olmamasına rağmen ve kitleleri küstürmek pahasına.

Bunlardan bazıları, aday adayı dahi olmadıkları şehirlere kontenjandan yerleştirildi.

Bu adayları istemeyenler; telefon, faks, mektup yoluyla tepkilerini AKP genel merkezine iletti; ama nâfile…

 

55. Camilerden elektrik ve su parası alınmaya başlandı. ( Oysa kiliseler bu parayı ödemiyor. )

İlginç olan, önceki hükümetlerin çekindiği bu uygulamaya AKP’nin 2005 yılında başlaması.

Derneği olan camiler, şu anda faturalarını ödemeye çalışıyor. Peki kiliseler  ibadethane değil mi, niçin ödemez?

 

56. Yüzlerce talebe yurduna mülkiyetine bakılmasızın el koymak için yasa teklif edildi. Vakıf, dernek, hatta şahsa ait binaları işgal anlamına gelen korkunç maddeyi, tepkiler üzerine tasarıdan çıkarmak zorunda kaldılar.

( Tasarı yasalaşsaydı bu YURTLARI boşaltmayan kişi ve dernekler, mülki idare tarafından 3 ay içinde tahliye edilecekti.) (www.basbakanlik.gov.tr/docs/kkgm/kanuntasarilari/101-1262.doc) “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Madde 35

· Bu yasa teklifini cumhurbaşkanlığı ile ilgili MAĞDURİYET EDEBİYATI’na sebep olan süreçte verdiler.

(Birileri (!) AKP ile uğraşırken, “Bildiri mağduru(!) AKP”nin vazifesi dindar kesimle uğraşmak mı olmalıydı?)

 

57. AKP, gömleğini çıkardığı Milli Görüş’ü de terör listesine almıştı. (  Tabii ki yanlışlıkla!)

4 Nisan 2003 Cuma günü hükümet, "Türkiye-Almanya Arasında Terörizm, Örgütlü Suçlar ve Büyük Önemi Haiz Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşması"nı onaylanmak üzere Meclise sevk etti.

11 maddelik bu anlaşmada “Milli Görüş Teşkilatı” terörist örgütler arasında sayılıyordu.

Almanya Federal Cumhuriyeti (AFC) İçişleri Bakanı Dr. Otto Schilynin 3-4 Mart 2003 tarihindeki Ankara ziyaretinde bu anlaşma karşılıklı imzalanmıştı. (Bir bakanımız, anlaşmayı okumadan imzaladığını söyledi.)Eh, gözden kaçmış…

 

58. Genelkurmay başkanı Özkök “İslam devleti de, İslam ülkesi de değiliz” dedi.

Başbakan yorumladı: “Kendi düşüncelerini söylemiş.” (Ama başbakanımız kendi görüşünü açıklayamadı.)

(Harp Akademileri Komutanlığı Yıllık Değerlendirme Konuşması, 20 Nisan 2005, Hilmi Özkök)

 

59. Erdoğan, yeni AKP genel merkezindeki motiflerin Yahudi sembollerine benzediğini kabul etti:

“Ankara Selçuklu medeniyetinin yansımaları olduğu bir ilimiz. Ayrıca Osmanlıdan da mimari uslüba bağlı kaldık, bunun yanında cumhuriyet çizgilerini katarak bu hale getirdik. Selçuklu yıldızları, Yahudi yıldızlarını da çok andırıyor.”

(http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=248953)

 

60. AKP’li Belediye Başkanı Kadir Topbaş: “Ayasofya turizme açılmış, tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik.” dedi. (29 Şubat 2004 – Pazar Postası)

 

61. Erdoğan, Rotaryen toplantısına katılan ilk başbakan oldu.

· Ali Babacan da masonik bir kuruluş olan Bilderberg toplantısına katıldı.

Vakit Gazetesi, 17.05.2003 (Yorum yok; çünkü orada neler konuştuğunu bilmiyoruz…)

 

62. ‘AKP, sulandırılmış İslam projesiyle geldi’ iddiasını haklı gösteren bir olay:

Başbakanın başdanışmanı Cüneyt Zapsu’nun eşi, kadın-erkek aynı safta namaz kıldı.

Beyza Zapsu “Cuma’yı ben kıldırayım. Türkiye’de bir ilk olsun.” dedi.

 

63. Türkiye’de ilk defa Siyonizm konferansı yapıldı. Theodor Herzl, Milli Kütüphane’de anıldı. (7.12.04 – Vakit)

 

64. AKP’li belediye başkanı Kadir Topbaş, Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın toplantısına katıldı. (14.12.2004 – Vakit)

 

65. Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın üstadı Asım Akin 22Temmuz’da AKP’yi destekleme emrini masonlara tebliğ etti. Bu, uluslararası bir talepti. İşte masonların gerekçeleri:

“Şayet AKP’nin önü kesilirse, sıcak para ülkeyi terk eder ve ekonomik kriz gündeme gelir.” (http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6721)

 

66. AKP’li Bülent Arınç, Rotaryanlara “Siz veren elsiniz, öpülecek elsiniz” dedi. Rotary rozeti takan Arınç, plaketini 2430. bölge Guvernörü’nün elinden aldı. (18.052003 – Vakit)

 

67.  Türkiye Ermenileri Patriği II. Mesrob, 22 Temmuz seçimlerinde AKP’yi destekleyeceklerini açıkladı. (http://www.yenisafak.com.tr/politika/?q=1&c=2&i=48782&Ermeni/Cemaati/seC3A7imlerde/Ak/Partiyi/destekleyecek)

 

68. AKP’li Beyoğlu Belediyesi tarafından hazırlanan “Kültürleri Buluşturan Kent 22” adlı kitapta, alkollü içki teşvik ediliyor. (18.02.2004 - Vakit) 

 

69. Umuma açık içkili yerlerin okullara uzaklığı 200 metreden 100 metreye indirildi. Turizmi teşvik kapsamında olan yerlerde ise mesafe şartı aranmayacak. (4.4.2004 – Türkiye)

 

70. AKP’den bir ilk: Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali’ne onay verildi. (27.09.2004 –Vakit)

“Outistanbul 1. Uluslararası İstanbul Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali”

 

71. Aile Sağlığı adı altında bazı okullarda “eşcinsellik” dersi verildi. Tepki gelince uygulama durduruldu. (16.03.2007 – Zaman)

 

72. Türkiye’nin ilk eşcinsel oteli açıldı. (31.05.2007 – Posta)

 

73. AB mevzuatına uygun Türk Gıda Kodeksi yayınlandı. “Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Kırmızı Et Karışımları Tebliği” Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/4716801_p.asp)

· Domuz ve yaban domuzu kasaplık hayvanlar arasına alındı.

 

74. AKP’nin meclisten geçirdiği TCK’nın 230. maddesi: “Aralarında evlenme olmaksızın dini nikah yapanlar, 6 aya kadar hapisle cezalandırılırlar.” (2004)  

· Peki ya nikahsız yaşayanlar? Cezası yok, çünkü: “Zina suç olmaktan çıkarıldı.” (2004)

· Iğdır valisi açıkladı: “Fuhşun suç sayılmaması ve yaygınlığı yüzünden namuslu kadınlarımız neredeyse sokağa çıkamaz hale geldi.” (23.11.2005 – Vakit)

 

75. Başbakan “Çocuğum işsiz” diyen vatandaşı “Senin çocuğun da işsiz kalsın! Otur, otur! Bana kişisel sorunlarını getirme…” diye azarladı. (AKP Keçiören İlçe Kongresi) http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=182616

· “Lan…Sus…Hadi ananı al git buradan!” diyen başbakanın arkadaşları da benzer üslupla konuştular:

Tarım Bakanı, çiftçilere hitaben: “Gözünüzü toprak doyursun.”dedi.

Maliye Bakanı: “Babalar gibi satarım.”dedi.

AKP Urfa Milletvekili, sel mağduru vatandaşı şöyle azarladı: “Fazla konuşma!”

 

76. Zaman zaman “Savcılar ne güne duruyor?” diye yakınan AKP yönetimi, Şemdinli davası savcısını harcadı. (Adalet Bakanı tarafından HSYK’ya sevk edilen savcı Sarıkaya, meslekten ihraç edildi.)

 

77. Erdoğan’ın talimatıyla 2006 yılında yargıç ve savcılara 50’ye varan oranlarda zam yapıldı. (Asgari ücretliler “AKP çekindiği kurumlara mı zam yapıyor?” diye sormaya başladı.)

· Daha yakınlarda AKP’ye gereken teşekkürü(!)  yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu’yu arayan Bülent Arınç zam müjdesini şöyle vermişti: “Tasarı hazırlandı. Komisyonlardan hızlı şekilde geçirilip, en kısa sürede Genel Kurul’dan geçirilecek.” (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4495113.asp?m=1&gid=69)

 

78. Başbakan Erdoğan, İHL ve meslek liseleri hakkında “Biz hükümet olarak bu bedeli ödemeye hazır değiliz” dedi.

Birlik Vakfınca İstanbul Grand Cevahir Otelinde düzenlenen ‘Meseleler ve Çareler’ konulu sempozyum. (http://arsiv.sabah.com.tr/2004/07/04/siy105.html)

 

79. Din Kültürü kitaplarına Hz.Musa’nın, Hz. İsa’nın ve Sevgili Peygamberimizin resimleri kondu. (2004)

 

80. Din Kültürü kitaplarında mezhep sayısı 4’ten 5’e çıkarıldı.

(Bakınız: Orta Öğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabı 11. Sınıf, MEB Yayınları, İstanbul-2006, sayfa 65, İslam Düşüncesinde Ameli-Fıkhi Yorumlar)

 

81. Din Kültürü kitaplarına göre, mezheplere gerek yok.

(2005’ten beri okutulan 8. sınıf Din Kültürü Kitapları, Dinde Anlayış Farklılıkları/Mezhepler bölümü.)

Bazı kitaplarda bu görüş yumuşakça (!) ifade edilse de ilköğretim öğrencisinin kafasını karıştırmaya yetiyor.

 

82. Okullara gönderilen genelge ile Kuran-ı Kerim’de geçen bazı kelimelerin kullanılması yasaklandı: cemaat, cihad, fetva, halife, hicret, imam, imamet, kafir, medrese, mücahid, mümin, münafık, şehadet, şehit, şeriat, şirk, tağut, tebliğ, tekke, tevhid… Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı’nı sözkonusu genelgeyi göndermekle görevlendirdi. (http://arsiv.sabah.com.tr/2005/01/13/gnd106.html)

 

83. Sekizinci sınıf Din Kültürü kitabının namaz tarifinde, bayanlar için “başı yarı açık” resim kullanıldı.

Aynı kitabın 91. sayfasında cemaatler için : “Bunlar tarikatlar gibi insanların din ve vicdan özgürlüğünü, ulusal birlik ve beraberliğini ortadan kaldıran gruplardır” ifadesi kullanıldı.  

 

84. Bazı köylerde ilköğretim 1. sınıf öğrencilerine dağıtılan okuma-yazma öğreniyorum kitaplarında 13 ve 15. sayfalarında haç işareti bulunan, 3 çocuğun kilisede aldığı eğitimi ve kilise dualarını gösteren fotoğraflar kullanıldı. (MEB-TTKB’nin 12.07.2004 tarih / 115 sayılı onayını taşıyan AB destekli bu kitaplar, ücretsiz dağıtıldı.)

 

85. 2005’te onaylanan 5. sınıf Din Kültürü kitaplarında “Kelime-i Tevhid, Lailâhe illallah’tır” deniyor. (“Muhammedur-rasûlullah” ifadesine yer verilmiyor.)

(AB projelerini ve ders kitaplarındaki değişimi düşündüğümüzde “Muhammedur-rasûlullah” bölümünün yazılmaması, her şeyi anlatıyor. “Muhammedur-rasûlullah” ifadesi;  Hz. Muhammed’in Allah’ın rasulü olduğunu söyleyen Müslümanları,  Hz.İsa’yı rab ve oğul kabul eden Hıristiyanlardan ayırır. Bunu kaldırmak hangi düşünceden ileri gelir?)

 

86. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in başörtüsü sorununa bakışı:

“Başörtüsünü sorun sayanların sayısı yüzde bir buçuktur. Halk hangi konuların öncelikle çözülmesini istiyorsa biz hükümet olarak bu sorunlara odaklandık. Bizim gündemimizde halkın sadece yüzde 1,5′inin gündeminde olan bir konu öncelikli olarak yoktur. Olması siyaseten de yanlıştır.” 24.05.2006 – Milliyet (http://www.milliyet.com.tr/2006/05/24/resim/birincisayfa.jpg)

 

87. Erdoğan, başörtülüleri 3-5 ağaca benzetti: “Yani burada bizim bireysel özgürlük anlayışlarımız eğer genel özgürlük anlayışının önüne çıkarsa herhalde yanlış yaparız diye düşünüyorum. Geneli kucaklamak durumundayız. Ormanı düşünelim, oradaki birkaç ağacı değil. Birkaç ağaç üzerinden hareket edersek yanlış yaparız. Nitekim Türkiye’de yapılan kamuoyu araştırmalarının bu konudaki neticeleri çok açık net ortadadır.” (http://www.akpgercegi.com/category/basortusu/)

 

88. Urfa’dan Ankara’ya yürüyen başörtü mağdurları Meclis’e girerken ‘terörist’ muâmelesi gördü. Üç kişilik heyet, polis tarafından ayrı bir odaya alınarak üzerlerindeki paradan çoraplarına kadar arandı. (6.1.05–Vakit)

 

89. MEB’e bağlı Yurt-Kur’un başörtülü ve sakallı fotoğraf veren öğrencilere burs vermeyeceği açıklandı. (09.10.2006 – Vakit)

 

90. AKP’li Kuşadası Belediyesi, hediyelik eşya dükkânı açmak isteyen bayana, başörtülü fotoğrafla başvurduğu için ruhsat vermedi. (http://www.stargundem.com/news/11299.html)

 

91. Meclis kitabında dedesinin sarıklı fotoğrafını gören AKP milletvekili: “Benim dedem sarık takmazdı; aydın bir insandı” dedi. (01.05.2004 – Vatan) (Sarığı karanlık sembolü görenler, başörtüsü için ne düşünür?)

 

92. Bülent Arınç: “Başörtü meselesi bizim namus meselemizdir. Bu sorunu çözmek bizim namus borcumuzdur.” demişti. (Kahramanmaraş mitingi – 2002)

· Arınç:“Başörtüsü sorunu çözülecektir; ama demokrasi çerçevesinde ve  zamanı geldiğinde.”(28.12.04– Vakit)

 

93. Başbakana örtü mağdurlarından mektup: Sözünüzü tutun. (23 Nisan 2004 – Vakit)

(Bu mektuba hâlâ cevap verilmedi.)

 

94. Öğrenci affı getirildi. Yani zamanında başını açmadığı için okullarını bitiremeyenlere bir fırsat (!) tanındı. Peki nasıl mezun olacaklardı. Erdoğan, sorunu çözdü: “Peruk taksınlar girsinler.” (www.haber7.com/haber.php?haber_id=237241)

 

95. Abdullah Gül, YÖK’ün kurucu başkanı olan ve üniversitelerde başörtüsü yasağını başlatan İhsan Doğramacı’ya 2007 Meclis Onur Ödülü verilmesini teklif etti. (17.02.2007 – Zaman)

Bülent Arınç da Doğramacı’ya telefon ederek ödülün kendisine verileceğini müjdeledi.

· Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Gül’ün teklif ettiği ödül, daha sonra Gül tarafından takdim edildi. (http://www.sabah.com.tr/2007/05/31/haber,06DCCD2256774F55BD39882429EF5F05.html)

 

96. Şubat 2003’te “Benim bu davayı geri çekmem bütün kadınlara hakaret olur” diyen Hayrunnisa Gül, bir yıl sonra AİHM’deki başörtüsü şikayetini geri çekti. (3 Mart 2004 – Vakit)

 

97. Abdullah Gül, Ahmet Vakur Gökdenizler’i Denizcilik-Havacılık genel müdür yardımcılığından büyükelçilik statüsüne yükselterek Montreal’e daimi temsilci olarak atadı. (30.10.2006 – Vakit) Adı pek çok skandala karışan bu kişiyi hatırlayalım: A.Vakur Gökdenizler, 1999’da Merve Kavakçı’nın ABD vatandaşı olduğunu Dallas Göçmen bürosundan öğrenerek yıldırım kriptoyla Ankara’ya bildiren kişidir.

 

98. Başbakan Erdoğan: “Başörtüsü konusunda hiçbir yerde, kimseye söz vermedim. Vaat etmediklerimizi, vaat edilmiş gibi gösteren, provake edenler var.” dedi. (www.gazetevatan.com/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=05.04.2005&Newsid=50529&Categoryid=3)

 

99. Başörtüsü sorunuyla ilgili vaadi olmadığını açıklayan Başbakan, Fener Rum Patriği’ne söz verdi: “Bütün sorunlarınızı çözeceğiz.” (11.12.2004 – Vakit)

 

100. Yüz maddeye sığmayan A’dan Z’ye diğer gerçekler:

A. Yabancılara toprak satışına izin veren yasa çıkarıldı. (Dikkat: Ev, daire, bina değil; arazi satılıyor.)

B. Erdoğan, çocuk katiline “Sayın” dedi.

C. Dışişleri Bakanlığı, Ebu Garip cezaevinde işkence gören Türkler ve diğerleri için harekete geçmedi.

Ç. Şimon Peres “AKP, Türk lokumu” dedi. (http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/09/02/515570.asp)  Demek onlara göre öyle.

D. Devlet bakanı Kürşat TÜZMEN bir defile sonrası F. LOPES isimli kadınla kadeh tokuşturup şarap içti (10.02.2077 – Posta) Not: Bakan içki  başında, başı örtülü öğrenciye öğretim yasak.

E. ATO raporuna göre son 4 yılda, yıllık ortalama 546.000 dosya, zaman aşımından düştü. (AKP’nin A’sının resmidir…)

F. Yasaklar devam ediyor:a- Başörtüsü yasağı, b-12 yaşından küçüklere Kuran öğretme yasağı…

G. AB hatırına Mardin-Midyat Bardakçı köyünün camisini kiliseye çevirmeye kalktılar.

Ğ. Kuzey Irak yönetimi AKP’yi zor durumda bırakmamak için 22 Temmuz seçimine kadar sessiz durma kararı aldı.

      (İlnur Çevik ve bölgede görev yapan gazeteciler bildirdi.)

H. AKP 22 Temmuz seçim beyannamesine Başörtüsü, YÖK ve terörle mücadeleyi almadı.

I. 273 üyeli İsrail Dostluk Grubunun 173’ü AKP milletvekiliydi.

İ. Bazı AKP milletvekilleri, yolsuzluklara tahammül edemediklerini söyleyerek partilerinden ayrıldı.

J. Kıbrıs için “Çözümsüzlük çözüm değildir” diyen başbakan, “toplumsal mutabakat” diye bir şey uydurup başörtüsünü

     çözümsüz hale getirdi. 

     (Başbakanın bizim icadımız dediği “Toplumsal mutabakat”, cumhurbaşkanlığı seçiminde kullanılamadı.)

K. Misyonerliğe yasal izin verildi. (AKP’nin gerekçesi Misyonerlik faaliyetlerini denetim altında tutmakmış...)

L. Bazı müftülüklerde ilk defa orkestra eşliğinde “Kutlu Doğum” Konserleri(!) düzenlendi.

      (Vatandaş sordu: Peygamberimiz bu toplantılara katılır mıydı?)

M. Ezan sesinin kısılması için genelge yayınlandı.

N. Uygun görülen yerlerde Cuma namazının son 6 rekatı kıldırılmıyor. Yer yer bu konuda kavgalar oldu.

O. Kuran öğrenimi yasağını TCK’ya koyarak; dedelerin, ninelerin torunlarına Kuran okutmasını yasak saydılar.

Ö. Bir yandan özelleştirme yapılırken bir yandan da belediye şirketleriyle yeni KİT’ler oluşturuldu!

P. Ülkemizdeki yabancı şirket sayısı 3’e katlandı.

R. Borçlu vatandaşlarımızın sayısı 4,4 kat arttı.

S. Köylüler, çiftçiler, fındık üreticileri… protesto mitingi yapacak derecede mağdur edildi.

Ş. Ülkemizin toplam borcu (iç-dış), dolar bazında 2 katına çıktı.

T. Bankacılık sektörünün 51’i yabancıların eline geçti.

U. Resmi açılışlar ve devlet törenleri, AKP seçim mitinglerine dönüştürüldü.

Ü. “Kuraklık destek” haberini, seçim meydanından Dışişleri Bakanı açıkladı.

V. Erdoğan, parti mitinglerine başbakanlık uçağı ile gittiği için tepki çekti.

Y. 5 senedir garibanların başörtüsü için toplumsal mutabakatı bekleyen iktidar mensupları, sıra kendi eşlerine ( Cumhurbaşkanlığı seçimine) gelince bunun demokratik hak olduğunu hatırladılar.

Z. Babası dışişleri bakanı olmayan kızlar, mezuniyet törenlerine başörtüsü ile katılamadı…

1 0 0

A K P

G E R Ç E Ğ İ

Yorum (0) Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

AHDEVEFA ;İMANDANDIR

ÖTÜKEN'E HOŞ GELDİNİZ

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

    Kategori yok

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro