Nasipten Ötesi Yok (Güzel Bir Hikaye

28/10/2008

Nasipten Ötesi Yok (Güzel Bir Hikaye)
    Gönderim Zamanı: 25-Mart-2007 Saat 13:15

GERÇEKTEN ÇoK GÜZEL BiR HiKAYE
MUTLAKA OoKUYUN !
 

Gencin birisi Kâbe'de hep,"Ey doğruların yardımcısı olan Allahım, ey haramdan sakınanların yardımcısı olan Allahım, sana hamdü sena ederim" diye dua eder.Bu durum herkesin dikkatini çeker. Birisi, (Neden hep ayni duayı yapıyorsun,başka bir şey bilmiyor musun?) der. O da anlatır: 
7-8 sene önce yine Kâbe'de iken içi altın dolu bir torba buldum. Tam 1000 altın vardı. İçimden bir ses (Bu altınlarla, şunları şunları yaparsın) diyordu. Hayır dedim kendi kendime, bu benim değil, başkasının malı, kullanmam haram olur dedim. Bu sırada birisi, "şöyle bir torba bulan var mı?" diye bağırıyordu. Çağırdım onu, nasıl bir torbaydı, içinde ne vardı diye sordum. Torbayı tarif etti ve içinde 1000 altın vardı dedi. Al öyleyse torbanı diyerek verdim. Adam torbayı açıp içinden bana 30 altın verdi. Pazara gittim. Temiz yüzlü genç bir esiri överek satıyorlardı.Gencin temizliği dikkatimi çekti. Yanlarına gittim, bu köle için ne istiyorsunuz dedim. 30 altın dediler. Adamdan aldığım 30 altını verip genci satın aldım. Bir iki yıl geçti. Genç çok çalışkan, çok edepli idi. Onu aldığıma çok memnun olmuştum.Bir gün onunla giderken karsıdan iki üç kişi geliyordu. Genç bana dedi ki,

-Efendim, ben Fas emirinin oğluyum. Bu gelenler babamın adamları. Beni buldular. Senden beni satın almak isterler. Sen iyi bir insansın, onlara 30 bin altından aşağıya satma) dedi.O kişiler yanıma geldi, bu esiri bize satar misin? dediler. Satarım dedim. 60 altın verelim dediler. Olmaz dedim. İyi ama sen bunu 30 altına almadın mi? Biz sana iki mislini veriyoruz dediler. Öyleyse gidin pazardan alın dedim. Artıra artıra 20 bin altına kadar çıktılar. 30 binden aşağı olmaz dedim. Çaresiz kabul ettiler. Altınları verip, genci alıp gittiler. Ben o 30 bin altınla işyerleri açtım, ticaret yaptım, daha çok zengin oldum. Bir gün bana arkadaşlar, "çok zengin bir ailenin iyi bir kızı var.Babası yeni vefat etti. Onunla seni evlendirelim" dediler. Ben de "olur" dedim. Nikah kıyıldı. Deve yükleri çeyizini getirdiler. Çeyiz arasında bir torba dikkatimi çekti. Kıza, "bu nedir" dedim. "İçinde 970 altın var, babam Kâbe'de bunu kaybetmiş, bulan gence 30 unu vermiş. Kalanını da bana hediye etti,çeyizine koyarsın dedi". Demek ki bulduğum altınlar benim rızkım imiş,vermese idim haram yoldan gelecekti, şimdi helal yoldan yine bana geldi. Bana yardim edip haramlardan koruyan, nice nimetler ihsan eden yüce Rabbime hamd ederim.

" Acı da olsa, doğruları söyleyiniz. "

( hadis-i şerif )
 

Takdirden ötesi yok... Nasipten ötesi yok

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

UNUTMA SEVGİLİ DOSTUM

28/10/2008

UNUTMA SEVGİLİ DOSTUM; 5

Bu dünyada bulunan tüm zevklerin ve nimetlerin asılları cennet'tedir. Bu dünya tatma dünyası olup, doyma dünyası değildir. Doyma yeri cennet'tedir.

Güvenilirlik en büyük zenginliktir.

Öğünme nefsi azdırır.

Zarara kendi rızasıyla gidene acınmaz, merhamet edilmez.

İnsanların emir ve yasakları, Allah'ın emir ve yasaklarıyla çeliştiği, çatıştığı halde, siz onlara itaat ederseniz; Allah (cc) 'a ortak koşmuş olursunuz!

Ölümü unutmak kalbi paslandırır.

Ölüm bir nimettir. Dünyanın sıkıntı ve ızdıraplarından kurtuluştur.

Dünya Mü'min'in zindanı, kâfirin ise cennetidir.

Ölüm; dostlara kavuşma yönüyle bir nimet, bir rahmet olduğu gibi: çileli, ızdıraplı kulluk vazifesinden de bir terhistir.

Ey kardeşim; elindekini Allah yolunda harcamakta, tereddüt gösterme.

Sana zulmeden kimsenin zulmü sana büyük gelmesin; çünkü o senin zararına da olur, menfaatine de...

Dünya nimetleri hususunda senden daha yukarıda olanlara değil, senden daha aşağıda olanlara bak. Çünkü bu Allah'ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için yapılabilecek en iyi harekettir.

İyiliğe iyilikle karşılık vermek herkesin işi; kötülüğe iyilikle karşılık vermek ise er kişinin işidir.

Unutma ki ey dostum; biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yok...

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bir Babanın Oğluna Verdiği Öğütler

28/10/2008

 

 

 

 

Bir Babanın Oğluna Verdiği Öğütler

 

Türkiye’de hiç bir zaman döviz üzerinden borçlanma.

Başbakan dâhil hiç bir siyasi liderin veya bakanın demecine inanıp islerini onlara göre sakin düzenleme.

Hiçbir zaman acele karar verme ve verdiğin karardan kolay geri dönme, bu davranış kendine güvenini arttırır.

Arkadaşına kefil olmak yerine, eğer imkânın varsa ona borç vermeyi teklif et.

Eğer bir mal satman gerekiyorsa mümkünse vadeli satma, peşin sat, hatta biraz zarar etsen bile böyle yap.

Kredi kartı ile alışveriş yaparken kartını görevliye veya garsona sakın teslim etme, bizzat sen kasaya otur, pos(kredi kartı) cihazından geçişini izle ve makineden çıkan fisin rakamlarını kontrol et.

Kredi kartı şifreni banka görevlisi de olsa bile kimseye söyleme ve ata makinesi kullanırken de çevredeki kişilere gösterme.

Hiçbir kooperatife üye olma çünkü 1990 senesinden sonra kooperatif yoluyla ev veya arsa sahibi olmanın hiçbir avantajı kalmadı.

İş Hayatı


En zor taklit edilen imza, bir defada kalemi kâğıttan kaldırmadan atılan imzadır. İmzanı bu şekilde atmaya gayret et.

En büyük ve yenilmeyen tek gücün bilgi ve tecrübe olduğunu unutma.

Her kime olursa olsun kefil olacaksan ödeyebileceğin rakamdan fazlasına kefil olma, kefalet tutarı belli olmayan sözleşmelere imza atma, aksi takdirde her şeyini kaybedebilirsin.

Bir arkadaşına borç verirken her zaman geri gelmeyebileceğini düşünerek, seni üzmeyecek bir tutarda borç ver.

İş hayatında hiç kimseye olduğundan fazla değer verme, hiç kimseyi de küçük görme.

İş yerine girerken kapıcının elini sık, hizmetlinin hatırını sor, gerektiğinde karşılıksız yardımda bulun.

Yürüyebileceğin mesafelerde otomobil kullanma.

Hiçbir zaman görevde iken bir devlet memuruna hakaret etme, hatta ona vurmayı aklından bile geçirme. Aksi takdirde bir yıla kadar hapis cezası alabileceğini unutma.

 Noterde isin olduğunda mümkünse sabah gitmeye çalış.

Ev Yaşamı

İyi bir avukatın, elektrik tamircisinin ve su tesisatçısının adresi kolayında olsun.

Sabah uyandığında yatağını mutlaka topla.

İş kıyafetini çorabın da dâhil olacak şekilde aksamdan hazırla. Gerektiğinde çamaşır yıkamayı öğren, ancak kendi giyeceklerinin ütünün tamamını her zaman kendin yap.

Çorba, pilav, makarna yapmayı, et terbiye etmeyi ve pişirmeyi mutlaka öğren.

Evin içinde cumartesi ve pazar hariç pijama veya eşofmanla dolaşma, hatta bu günlerde bile uygun bir kıyafet giy.

Ev içinde çorapla veya yalınayak gezme.

Eşin, akşam yemek hazırlarken mutfaktan ayrılma yardım et.

Mümkünse her yemekten ve tatlı yedikten sonra dişini fırçala.

Yemek aralarında yediğin aperatiflerden sonra ağzını suyla çalkala.

Yanında mentollü veya naneli sakızın her zaman olsun.

Yemek öncesi ve yemek sırasında bol su iç.

Tatil

Tatile, sağlık ve eğitime harcayacağın paraya acıma.

Her  yıl yeni bir tatil yöresinde tatilini geçirmeye özen göster. Bu sana ömür boyunca kırk ya da elli farklı yerde tatil yapman demektir.

Sakin yazlık alma, bu senin omur boyunca ayni yerde ve ayni zamandatatil yapman anlamına gelir ki belli bir zaman sonra taç vermez.

Ayrıca bütün yıl ödeyeceğin sabit masraflar ise isin fazladan tuzubiberi olur.

Özel Hayat

Eşinle kendi aranda mesafeyi yok etme her zaman onun da bir özel yasamı olduğunu kendi arkadaşları ile gezip eğlenme hakki olduğunu unutma.

Eşinin yükselen burcunu karakterini çok iyi öğren.

Ara sıra eşine sürpriz yap, eve çiçekle git, tiyatroya bilet al. Onu iyi bir restoranda mutlaka aksam yemeğine otur.

Sadece; Allah'tan, evlat acısı yasamaktan, yetim hakki yemekten, kuru iftiraya uğramaktan, sabırlı insanin öfkesinden, korkusuz insanin cesaretinden ve kendi nefsinden kork.

Ben bunların çoğunu yapamadım ama sen yap.


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HAYAT ,NE YAPARSAN ONU SANA İADE EDER.

28/3/2008

             HAYAT ,NE YAPARSAN  ONU SANA İADE EDER.

Bir babayla sekiz-dokuz yaşlarındaki oğlu dağlarda yürüyüşe çıkmışlardı. Çocuğun ayağı  birden kaydı ve düştü, incinen ayağının sıkıntısıyla haykırdı: "Aaaahhhhhhhhh!"

Sesi karşı dağlardan yankılanıp aynen geri döndü: "Aaaahhhhhhhhh!"

 

Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamış  olan çocuk çok şaşırdı ve merakla bağırdı:

 

"Kimsin sen?!"

Cevap gelmekte gecikmedi:

"Kimsin sen?!"

Çocuk bu cevaba öfkelendi: "Korkak!" Cevap aynıydı: "Korkak!"

Bunun üzerine babasına  dönüp sordu: "Neler oluyor baba, anlamıyorum?" Babası gülümsedi ve "Dikkat et oðlum" dedi. Sonra da karşı dağa doğru bağırdı:

"Her şey çok güzel!" Dağdan gelen ses cevapladı: "Her şey çok güzel!" "Seni seviyorum!" "Seni seviyorum!"

Çocuk hâlâ hayret içindeydi, ama yine de anlayamamış­tı. Daha sonra babası açıkladı:

"insanlar buna 'yankı derler, ama o aslında hayatın ta kendisidir. Söylediğin ya da yaptığın her şeyi

aynen sana iade eder. Hayatımız, yapıp-ettiklerimizin bir yansımasın­dan başka bir şey değildir. Dünyanın daha sevgi ve adalet dolu olmasını istiyorsan, kendi kalbini sevgi ve adaletle dol­durmalısın. Başkalarının şefkatli olmasını istiyorsan, senin şefkatli olman gerekir. Bunu her şeye uygulayabilirsin: ha­yat ona ne verdiysen, onu sana aynen iade eder."


--
BİR ÖĞRETMENDE SEVGİ OLMAZSA,ÇOCUKTA NE KAREKTER NEDE ZEKA GELİŞİR.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

NOEL BABA

30/12/2007

Noel Baba

Yılbaşı Hz.İsa'nın doğum günü kabul edildiği için Hıristiyanlar tarafından kutlanır.Noel babanın hediye bırakması, çam ağacının süslenmesi gibi   adetler tamamen Hıristiyan  toplumunun kültürüdür.     

   Noel Baba ,yüzyıllar önce yaşamış bir Hıristiyan rahibin figürüdür.Adı Aziz Nikolas'tır.Bu Aziz Nikolas isimli rahip noel geceleri bazı evlere çeşitli hediyeler bırakırmış.Aziz Nikolas ,Hıristiyanlar tarafından çok sevilen bir din adamı olduğu için ,onun anısını yaşatmak adına ,bazı hristiyanlar Noel Baba kılığına girip hediyeler dağıtır.

Dolayısı ile Noel Baba eksenli yılbaşı kutlamalarının bizim kültürümüzle hiçbir ilgisi yoktur. Ülkemizde bir kısım medya tarafından , yılbaşı kutlamalarının bu kadar abartılması ve halkı bu kutlamalara teşvik edici tutumlar sergilemesi doğrusu beni rahatsız etmektedir. Çünkü bu tür propagandalar yeni nesli kendi öz değerlerinden koparıp batılıların hayat tarzına alıştırmakta, giderek onları benimsemeye, onların inanç ve tarzlarına uymaya yol açmaktadır. Oysa ki kendi öz kültürümüzde; Nasreddin Hocalar, Hacivat ile Karagözler, Mevlanalar, Aşık Veyseller, Battalgaziler, Kel oğlanlar, Bir Çağ açıp bir çağ kapatan Fatihler… gibi daha binlercesi  ile müthiş bir zenginlik arz etmektedir. Bunlar bizi biz yapan değerleri ve daima genç neslin hayatına örnek teşkil edecek yaşamları ile birer elmastır. Kasıtlı olarak bazı medya organları bunları bir tarafa itip batı kültürünü bizlere empoze etmektedirler.

            Şimdi soruyorum size;

Hiç her hangi bir Batı Ülkesindeki vatandaşlar tarafından Nasreddin Hoca Haftası veya Mevlana Haftasının kutlandığını duydunuz mu ? Bizi biz yapan değerlere sahip çıktıkları, kutladıklarını duydunuz mu? Biz onların sevgililer gününü, anneler gününü, babalar gününü, podyumlar-mankenlik ajansları, gazino, disko bar, balo… gibi saçma sapan kültürlerini almışız. Bize güzel şeyler verecekse insanlığımıza ahlakımıza bir değer katacaksa amenna, bunların hepsi batı kültürü bize ne gibi değer katabilir ki! İnsanların ahlakını bozmaktan başka.

Yılbaşını kutlamak için en masum gerekçeleri; evimizde televizyon seyredip, çerez yiyoruz, masum bir şekilde yeni yılı karşılıyoruz. Bunun ne zararı olabilir?" deniyor . Ancak bu masum denilen kutlamanın çocuklara nasıl bir etki yaptığı ve yeni kuşaklar tarafından nasıl algılandığı düşünülmüyor. Yeni nesilde yılbaşını çok normal ve hatta kutlanmadan olmayacakmış gibi algılıyor. Hatta yılbaşı gecesi güzel ve mutlu bir şekilde geçirilirse bütün yılın güzel ve mutlu geçeceği gibi saçma bir inanışa aldanıyor.

Mevla bizi saçma sapan inanışlardan bize ait olmayan kültürlerden muhafaza eylesin

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

AHDEVEFA ;İMANDANDIR

ÖTÜKEN'E HOŞ GELDİNİZ

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

    Bağlantılarım

    Designed by In Obscuro